Jostein Gaarder Sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jostein Gaarder Sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2015 Cuma

İnsan öleceğini fark etmiyorsa, varoluşunu da yaşayamaz.

İnsan öleceğini fark etmiyorsa, varoluşunu da yaşayamaz.      Sofie'nin Dünyası, Jostein Gaarder

12 Kasım 2014 Çarşamba

Varoluşunu ne kadar çok düşünürse düşünsün, hemen yaşamın sonu olduğu

Varoluşunu ne kadar çok düşünürse düşünsün, hemen yaşamın sonu olduğu düşüncesi de geliveriyordu aklına. Bunun tam tersi de geçerliydi: Bir gün yok olacağını kuvvetle hissederse, yaşamın nasıl sonsuz bir değere sahip olduğunu da asıl o zaman anlıyordu. Madalyonun bir yüzü ne kadar büyük ve belirginse, diğer yüzü de o kadar büyük ve belirgindi. Yaşam ve ölüm aynı şeyin iki yüzüydü...  Sofie'nin Dünyası - Jostein Gaarder

24 Eylül 2014 Çarşamba

"Aristoteles, üç tür mutlu hayattan bahseder: İlk tür mutlu hayat, arzu ve

"Aristoteles, üç tür mutlu hayattan bahseder: İlk tür mutlu hayat, arzu ve isteklerin gerçekleştiği hayattır. İkincisi, özgür ve sorumlu bir vatandaş olarak varolunan hayattır. Üçüncü tür mutlu hayat ise araştırmacı ve filozof olarak geçirilen hayattır. Aristoteles, insanın mutluluğu için bu üç koşulun da bir arada varolması gerektiğini ısrarla belirtir, tek yönlülüğü reddeder.
İnsanlarla ilişkilerimizde de 'altın orta'yı tutturmaktan söz eder Aristoteles; ne korkak, ne çılgınca atılgan olmak iyidir; insan sadece cesur olmalı! Cesaretin azı korkaklık, çoğu çılgınlıktır. Ne cimri, ne savurgan olmak iyidir; insan sadece cömert olmalı! Aşırı cömertlik savurganlık, az cömertlik cimriliktir."
Sofie'nin Dünyası / Jostein Gaarder

24 Temmuz 2014 Perşembe

"Onun için mi gülüyor Tanrı bize?" "Elbette. Eğer biz kendimiz yapay bir insan

"Onun için mi gülüyor Tanrı bize?"
"Elbette. Eğer biz kendimiz yapay bir insan üretebilseydik Hans Thomas, sonra bu yapay insan başlasaydı ahkam kesmeye -örneğin borsa ya da at yarışları hakkında- ve en basit ama en önemli soruyu, yani kendisinin nasıl ortaya çıktığını hiç sormasaydı- işte o zaman biz de katıla katıla gülerdik muhakkak."
Jostein GAARDER, İskambil Kağıtlarının Esrarı

18 Nisan 2014 Cuma

Küçük bir kız düşün, durmadan 'Evet anne, peki anne, olur anne, tamam anne,

Küçük bir kız düşün, durmadan 'Evet anne, peki anne, olur anne, tamam anne, nasıl istersen anne' desin. Günün birinde anne, kızının bu kadar söz dinliyor olmasına sinirlenip 'Bu kadar da uysal olma!' diye bağırır. Ve çocuk cevap verir: 'Peki anne.' 
Bir tokadı hak etti artık değil mi? Ama ya bunun yerine şöyle dese ne yaparsın? 'Hayır, uysal olacağım işte!' Bu çok tuhaf bir cevap olurdu. Belki o zaman da bir tane patlatırdın. Bir başka deyişle durum kilitlendi. Diyalektik gerilim o kadar şiddetlendi ki, bir değişiklik olması zorunlu. Yani tokat...    Sofie'nin Dünyası - Jostein Gaarder

21 Mart 2014 Cuma

Bir zamanlar, koca bir granit parçasının üzerine eğilip çalışan bir heykeltıraş

Bir zamanlar, koca bir granit parçasının üzerine eğilip çalışan bir heykeltıraş varmış. O biçimsiz kayayı, günlerce oymuş, kazımış durmuş. 

Bir gün yanına bir çocuk yaklaşmış ve 'O kayanın içinde ne arayıp duruyorsun?' diye sormuş. 

Heykeltıraşın bu soruya yanıtı, 'Bekle ve gör...' olmuş. 

Bir kaç gün geçip, çocuk tekrar heykeltıraşın yanına geldiğinde, artık heykeltıraş, o koca granit parçasından, çok güzel bir at heykeli ortaya çıkarmış. 

Çocuk hayranlıkla ata bakıp, heykeltıraşa dönerek demiş ki, 'Peki ama, kayanın içinde at olduğunu nereden biliyordun?     Jostein Gaarder

27 Şubat 2014 Perşembe

Felsefenin çok heyecanlı bir şey olduğunu düşünüyordu Sofi.

Felsefenin çok heyecanlı bir şey olduğunu düşünüyordu Sofi. Çünkü tüm bu fikirleri, okulda öğrendiklerini hatırlamasına hiç gerek olmadan, sadece kendi aklını kullanarak izleyebiliyordu. Felsefenin aslında öğrenilecek bir şey olmadığı, olsa olsa felsefi düşünme tarzının öğrenilebileceği kanısına vardı.     Jostein Gaarder, Sofi'nin Dünyası

23 Ocak 2014 Perşembe

Çinli bilge Chuangtze şöyle der: Bir kere rüyamda kelebek olduğumu

Çinli bilge Chuangtze şöyle der: Bir kere rüyamda kelebek olduğumu gördüm. Şimdi artık rüyasında kelebek olduğunu gören Chuangtze miyim, yoksa rüyasında Chuangtze olduğunu görmekte olan bir kelebek miyim bilmiyorum.  Jostein Gaarder, Sofi'nin Dünyası

8 Aralık 2013 Pazar

Sofi çakıl taşlı yolda durup düşünmeye daldı. Hep varolmayacağı

Sofi çakıl taşlı yolda durup düşünmeye daldı. Hep varolmayacağı düşüncesini unutmak için varolduğunu düşünmeye çabalıyordu, ancak yapamıyordu. Varolduğu düşüncesine yoğunlaşabildiğinde hemen aklına hayatın sonu geliyordu. Ve tersi: bir gün gelip yokolacağını düşündüğünde, yaşamın ne kadar değerli olduğunu anlıyordu. Madeni bir paranın bir ön bir arka yüzünü döndürüp duruyordu sanki. Bir taraf ne kadar büyük ve belirginse, öbür taraf da o kadar büyük ve belirgin oluyordu. Yaşam ve ölüm madalyonun iki yüzüydü. 

Ölümün farkında olmadan yaşadığını anlamak olanaksız, diye düşündü. Yaşamanın ne muhteşem ve garip bir şey olduğunu düşünmeden ölümü düşünmek de olanaksız.    Sofie'nin Dünyası - Jostein Gaarder

4 Aralık 2013 Çarşamba

Diyelim ki sen gelecekteki toplumun bütün yasalarını çıkaracak olan

Diyelim ki sen gelecekteki toplumun bütün yasalarını çıkaracak olan bir meclis üyesisin. Her şeyi inceden inceye düşünmeleri gerekiyor bu meclis üyelerinin, çünkü görüş birliğine varıp yasaları kaleme aldıktan hemen sonra düşüp ölecekler.Ve bunun ardından insanlar hemen dirilecek ve yasalarını hazırladıkları toplumun içinde yaşayan kişiler olarak geri gelecekler. İşin ince yanı şu: Bu toplumun neresinde yer alacakları, yani nasıl bir konumda olacakları belli değil.İşte böyle bir toplum adil olurdu.      Sofie'nin Dünyası - Jostein Gaarder

19 Ekim 2013 Cumartesi

Bir zamanlar bir heykeltıraş varmış. Koskaca bir granit bloğun

“Bir zamanlar bir heykeltıraş varmış. Koskaca bir granit bloğun üstüne eğilmiş, her gün bir şeyler yapıyor, bu biçimsiz taşa vurup duruyor, orasını burasını yontuyormuş. Günün birinde küçük bir oğlan gelmiş yanına. "Ne arıyorsun öyle?" diye sormuş. "Bekle hele" demiş heykeltıraş. Çocuk birkaç gün sonra yine gelmiş, bir de bakmış ki heykeltıraş granit bloktan çok güzel bir at yontmuş. Bakakalmış çocuk ata. Sonra heykeltıraşa dönüp sormuş: " Taşın içinde at olduğunu nerden biliyordun?”

Senin içinde bir aşk olduğunu biliyorum. Ama…  Sofie’nin Dünyası - Jostein Gaarder

18 Ekim 2013 Cuma

Beyaz bir tavşan boş bir silindir şapkadan çıkarılır. Bu tavşan

Beyaz bir tavşan boş bir silindir şapkadan çıkarılır. Bu tavşan çok büyük olduğundan bu numara milyarlarca yıl sürer. İnce tüylerin en tepesinde çocuklar dünyaya gelir. İşte bu yüzden çocuklar bu inanılmaz sihirbazlık numarasına hayret ederler. Ama yaşlandıkça tavşanın tüylerinin diplerine doğru yerleşir, orada kalırlar. Bu tüylerin dibi çok rahattır, işte o yüzden kürkün ince tüylerinden yukarı doğru tırmanmayı hiçbir zaman göze alamazlar. Sadece filozoflar dilin ve varoluşun en dış sınırlarına doğru tehlikeli bir yolculuk yapmayı göze alabilirler. Bunlardan bazıları yolda kaybolurlar ama diğerleri tavşanın tüylerine sıkıca tutunarak tırmanır ve yumuşak kürkün diplerinde yiyip içip yaşayan insanlara seslenirler:

23 Eylül 2013 Pazartesi

İnsan bir şeyi anlamadığını anlamışsa bir kez, artık her şeyi

İnsan bir şeyi anlamadığını anlamışsa bir kez, artık her şeyi anlamanın eşiğine gelmiş demektir.     Jostein Gaarder

25 Temmuz 2013 Perşembe

Doğal bir haya duygusu var mıdır ? En akıllı kişi neyi bilmediğini

Doğal bir haya duygusu var mıdır ?
En akıllı kişi neyi bilmediğini bilendir.
Doğru bilgi içimizden gelir.
Neyin doğru olduğunu bilen, doğru davranacaktır.     Jostein Gaarder - Sofinin Dünyası

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Hayatta en önemli şey nedir? Açlık çeken bir ülkede birine

Hayatta en önemli şey nedir? Açlık çeken bir ülkede birine bu soruyu sorarsak, cevap "yemek" olacak; donmakta olan birine aynı soruyu sorarsak cevap "sıcak" olacaktır. Kendini yalnız ve çaresiz hisseden birine soracak olursak, cevap mutlaka "diğer insanlarla beraber olmak" olacaktır. Ama bütün bu ihtiyaçlar giderildikten sonra, bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha var mıdır hala?     Jostein Gaarder - Sofinin Dünyası

2 Temmuz 2013 Salı

Estetik aşamada yaşayan birisi, kolayca kaygı ve boşluk

Estetik aşamada yaşayan birisi, kolayca kaygı ve boşluk duygularına kapılıverir. Ama bu duyguları yaşıyorsa, o zaman umut da var demektir. Kierkegaard için kaygı neredeyse olumlu bir şeydir; bu, kişinin bir 'varoluşsal durumda' bulunduğunu gösterir. Bu kişi daha yüksek aşamaya sıçrama yapıp yapmayacağına kendi karar verebilecektir. Bu ya gerçekleşir, ya gerçekleşmez. İnsan gerçekten sıçramadıysa, neredeyse sıçramış olmak bir işe yaramaz. Ya olur, ya da olmaz. Senin yerine başka birisi de yapamaz bu sıçramayı. Kendin karar vermeli, kendin sıçramalısın.     Sofie'nin Dünyası - Jostein Gaarder

30 Haziran 2013 Pazar

Aristoteles, üç tür mutlu hayattan bahseder: İlk tür mutlu

"Aristoteles, üç tür mutlu hayattan bahseder: İlk tür mutlu hayat, arzu ve isteklerin gerçekleştiği hayattır. İkincisi, özgür ve sorumlu bir vatandaş olarak varolunan hayattır. Üçüncü tür mutlu hayat ise araştırmacı ve filozof olarak geçirilen hayattır. Aristoteles, insanın mutluluğu için bu üç koşulun da bir arada varolması gerektiğini ısrarla belirtir, tek yönlülüğü reddeder.

İnsanlarla ilişkilerimizde de 'altın orta'yı tutturmaktan söz eder Aristoteles; ne korkak, ne çılgınca atılgan olmak iyidir; insan sadece cesur olmalı! Cesaretin azı korkaklık, çoğu çılgınlıktır. Ne cimri, ne savurgan olmak iyidir; insan sadece cömert olmalı! Aşırı cömertlik savurganlık, az cömertlik cimriliktir."      Sofie'nin Dünyası - Jostein Gaarder

26 Haziran 2013 Çarşamba

13 Haziran 2013 Perşembe

İyi bir devletin kurulabilmesi için bu devletin akıl tarafından

İyi bir devletin kurulabilmesi için bu devletin akıl tarafından yönetiliyor olması şarttır. Kafa nasıl bedeni yönetiyorsa, toplumu da filozoflar yönetmelidir.    Sofinin Dünyası - Jostein Gaarder